|
||||
| Terör ve Medya |
|
Sponsor: AzSpace www.azspace.net
Her çeşit bilgiyi bireye ve topluluklara aktaran, eğlendirme, bilgilendirme ve eğitme gibi 3 temel sorumluluğa sahip görsel, işitsel ve hem görsel, hem işitsel araçların tümüne medya diyoruz.[i] Medya’nın toplumsal hayatta bazı görevleri vardır. Bunlar;
2. Farklı ideoloji, hayat felsefesi ve inanca sahip toplumsal grupların kendini ifade edebilmesine imkan sunarlar.[ii]Bundan dolayı medyada dikkat ve ilgi çekici haberleri gündeme getirmektedir. Buda terör konusuna medyanın ilgisini arttırmaktadır. Günlük hayatımızda medyanın rolü büyük önem kazanmıştır. Küreselleşen dünyamızda gelişen teknolojinin rolü büyüktür. Medya sektörü de bu gelişen teknolojik gelişmelerden nasibini almış ve medya sektöründe önemli adımlar atılmıştır. Bugün gelinen teknolojik son noktada, bizden kilometrelerce uzakta gerçekleşen terör olaylarından anında haberimiz olmaktadır. Fakat burada dikkat çekilmesi gereken nokta; “Terör olaylarında medyanın rolü?”. İlk bakıldığında olumlu gibi gözükse de, ne yazık ki olumsuz yönleri de vardır. Terör örgütleri yaptıklarının basında yer almasıyla kendi propagandalarını yapmış olurlar. Amaçları karşı tarafa korkutmaktır. Basında kare kare saldırıdan bahsedildiğinde PKK ve benzeri terör örgütleri amacına ulaşmış olur. Terör haberlerinin yayınlanmasının iyi tarafı herhangi bir siyasi görüşe bakmaksızın tüm insanlarımızı birleştirebilmesidir. Onun için medya gerçekten çok önemlidir. Terör medyasızda var olabilir fakat bu ateşi körükleyen medyadır. O nedenle de patlayan bombalardan sonra yapılan bu tarz bağırgan yayıncılık, bilmeyerek ya da bilmezlikten gelerek- o şeytanî planın tamamlayıcı aktörüne dönüşüyor. Terör eylemlerinin planlayıcıları eylem planlarını muhtemelen bunun Medya aracılığıyla kamuoyuna nasıl yansıtılacağını da hesaba katarak yapıyor. Birbirlerinden yolcu kapmaya çalışan dolmuş motorları gibi abartıyı abartıyla katlayarak yayın yapan Televizyon kanalları Terör lordlarının oyununa geliyor demektir. Onları taklit etmeye çalışan yazılı basın da bir kez daha kendi kendine verdiği namus sözünü unutup yangına körükle koşuyor demektir. Dolayısıyla Medya, her planlanmış Terör eyleminden sonra bu kumpasa bilmeden de olsa su taşıyor ve bunu habercilikle karıştırıyor.[3] Medyanın terör gibi toplumun huzur ve barışını tehdit eden bir konuda çok hassas davranması, haberlerinde özenli bir dil kullanması ve terörün amacına hizmet edebilecek her türlü yayından kaçınması gereklidir. Çoğu zaman televizyonların reyting kaygısı ve `haberi ilk önce duyurma` telaşı, terör eylemlerinin etkisini olduğundan çok daha büyük algılanmasına yol açmakta, bu da toplumda panik ve tedirginliğe neden olmaktadır.[4]
Terör faaliyetlerinin amaçları; halkın gözünde siyasal iktidarı yıpratmak ve giderek, devletin manevi otoritesinin zayıflamasını sağlamaktır. Kitlelere yönelik hedef gözetmeyen şiddet eylemlerinde ise toplumun güven duygusu ortadan kaldırılarak, halkın can derdine düşmesi amaçlanmaktadır. Kurbanın kişiliği pek çok olayda önem taşımaz, önemli olan kurbanın temsili bir özellik taşımasıdır. Bu durum terörizmin ahlak dışılığını gösteren önemli bir noktadır. Bu açıdan bakıldığında terör örgütleri, amaçlarına hizmet edecek her türlü olayı istismar etmek peşindedirler.[5] Terör örgütü işte bu amaçlarını uygularken kendi yandaşları için moral ve motivasyonu hedeflerken, saldırıya uğrayan tarafı da korkutma ve sindirme politikası izler. Teröristler yaptıkları işi ve ideolojilerini medya üzerinden halka duyurulmasını sağlamaktadır.
Medya, yaptığı haberlerle ve haberlerin içinde kullandığı; başlık, fotoğraf ve cümlelerle topluma yön verirler. Medyanın terör haberlerine olumlu etkileri olduğu kadar olumsuz etkileri de vardır. Olumlu etkileri arasında; olaylardan sonra devlet ve güvenlik güçleri aleyhinde oluşabilecek dedikodu, fısıltı vb. propaganda faaliyetleri engellenmiş olur. Olumsuz yanlarına bakacak olursak; Medyanın olayları abartarak vermesi halk ve güvenlik güçlerinde moral bozukluğu, üzüntü ve kaygı oluşturabilir. Medyada sürekli teröristleri gösterilmesi, onları kamuoyunda tanınan kişiler yapar. Örneğin terör örgütü PKK’nın da istediği zaten budur. Bir diğer önemli nokta ise medya mensuplarının teröristler için kullandıkları tabirdir. “Gerilla” ve “Özgürlük savaşçısı” gibi terimler onların kendilerinin muhatap alındığını ve meşru gösterildikleri duygusu kazandırabilmektedir. Olumsuz etkilerin en kötüsü de medyada yer alan haberler ile teröristlerin güvenlik güçlerinin stratejilerini öğrenmesidir.[6]
Terör grupları kitle iletişim araçlarını kendi amaçları için kullanmaktadır. Türkiye’nin 28 yıldır mücadele ettiği PKK’nın Avrupa’da yayın yapan “Roj Tv”si vardır. Yaptıkları yanlı yayın ile örgüt propagandası yapmaktadırlar. Aynı anda günümüzde hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan “internet” kanalıyla yine örgüt propagandası yapılmaktadır. Bu propagandalar ile örgüt güçlü gösterilip dağa insan kazandırma yahut şehirlerde gerçekleştirilmek istenen saldırılar için yandaş toplamaktır.
PKK yandaşı medya böyle bir yol izlerken, Türk medyası haberleri nasıl yapmaktadır? Bu soru gerçekten çok önemlidir. Medyanın öneminden ve kitlelere yön verebildiğini bilmekteyiz. Türk medyası olayları abartarak topluma aktarır. Bu geçmişten beri böyledir. Bombalama eylemlerini her kim veya örgüt düzenlediyse, genel olarak terör eyleminin teoriği ve pratiği açısından önemli bir zafer kazanmıştır. Çünkü hiçbir terör örgütü reklâmını, kontrolsüz Türk medyasından daha iyi bir başka ülkenin medyasına yaptıramazdı. Nitekim, İstanbul’daki bombalama olaylarını üstlenen bir terör örgütü kendi Internet sitesinde, amaçlarının İngiliz çıkarlarına darbe vurmak olduğunu açıklamıştır. İngiliz çıkarlarına İngiltere’de değil de Türkiye’de darbe vurma fikri ve eylemi oldukça düşündürücüdür. Aslında böylesi bir durum, bu yazının ilk paragrafında iddia edilen savı desteklemektedir. Türk medyasının kontrolsüz yayın anlayışı sayesinde olayları gerçekleştiren terör örgütü, sesini başka hiçbir ülkede bu kadar sansasyonel olarak duyuramazdı. İngiliz çıkarlarına darbe vurma amacıyla yapıldığı iddia edilen terör eylemleri İngiltere’de yapılmış olsaydı, söz konusu gelişmeden bırakın dünya kamuoyunu, patlamaların gerçekleştiği mahallerin dışındaki İngilizlerin dahi haberi olmazdı.[7]
Medyanın toplum üzerinde yadsınamaz bir etkisi vardır. Yapılan bir haberle binlerce insanı psikolojik olarak etkileyebilmektedir. Medyanın öncelikli görevi kamuoyunu doğru bilgilendirmek, verdiği haberlerle sağlıklı kararların alınmasına yardımcı olmaktır. Medya sadece haberlerle değil, terörün altyapısını, nedenlerini, etkilerini inceleyen araştırma ve yorumlarla da kamuoyunun aydınlanmasına katkıda bulunabilir. Bunun için Türk medyası da yabancı medya gibi, terör olaylarını aşırıya kaçmadan, terör örgütlerinin istediği üslup ile değil akademik bir üslup kullanarak toplumun huzuruna sunmalıdır. Bu noktada medyanın en önemli kılavuzu “toplumsal sorumluluk” ilkesi olmalıdır. Bu ilke toplumun huzur ve güvenini sarsacak yayınlardan kaçınmayı da beraberinde getirmektedir.[8] Yapılması gerekenler arasında medyanın kontrolü konusunda devletin daha çok ön plana çıkmalıdır. Devlet kontrolünden kastım; sansür veya iktidarın kontrolü altına girmesi değildir. Doğru, tarafsız haber yapılması için yaptırımlar uygulamak ve bunun kontrolünü sağlamaktır.
Şunu da asla unutmayalım: “Medya terörün oksijenidir.[9]”
Serhan DURAK Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri
[1] http://www.sosyalbilgiler.biz/forum/index.php?topic=7736.0 [2] http://masonluk.wordpress.com/2010/06/12/teror-olaylarinin-kitle-iletisim-araclarindaki-sunumu/ [3] http://www.derkenar.com/necdetsen/medya-olmasa-teror-ne-ise-yarar/ [4] http://www.tumgazeteler.com/?a=1109957 [5] http://www.adana.pol.tr/tem/amaci.htm [6] http://www.egm.gov.tr/egitim/dergi/eskisayi/36/web/iletisim/necati_alkan.htm [7] http://www.turksam.org/tr/a423.html [8] http://www.tumgazeteler.com/?a=1109957 [9] Margareth Thatcher’ın bir sözüdür. |
| Son Güncelleme ( Salı, 09 Kasım 2010 20:56 ) |










