|
||||
| Asrın Projesinin tamamlanmasının üzerinden 5 yıl geçti |
|
5 yıl önce, 13 Temmuz 2006’da, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ana İhraç Boru Hattı’nın (AİBH) son durağı olan Ceyhan’daki Haydar Aliyev Petrol Terminali’nin resmi açılış töreni gerçekleştirildi.Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev`ın, dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer`in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın, Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili`nin ve çok sayıda diğer devletten üst düzey yetkili katıldığı tören “Türkiye tarihinin en büyük töreni” olarak nitelendirilmişti.
BTC faaliyete geçtikten sonra bölgesel ve küresel bazda önemli gelişmeler yaşandı. Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hattı projesi tamamlandı, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı projesine ilişkin çok ciddi adımlar atıldı. Bölgeye ilişkin küresel rekabet bir ısındı, bir soğudu. Kafkasya BTC`yi de etkileyen Ağustos 2008 olaylarını (Rusya-Gürcistan savaşını) yaşadı. NABUCCO projesine ilişkin önemli adımlar atıldı. Ama bunların hiçbirisi, hatta hepsinin toplamı bile henüz BTC`nin yakaladığı başarıyı gölgede bırakmaya yetmedi. BTC ekonomik, siyasal, genel olarak stratejik ve hatta önemli ölçüde askeri boyutlarıyla bir devrim niteliğini korumaya devam ediyor.
Peki, BTC nasıl ortaya çıkmıştı? Projenin gerçekleşmesi için kimler nelere katlanmış, hangi sorumluluklar üstlenmiş, hangi cesaretli kararlara imza atmıştı?
1991 yılında bağımsızlığına yeniden kavuşan Azerbaycan, sahip olduğu zengin petrol kaynaklarının işletilmesi konusunda ilerlemeler kaydetmek için çalışmalar yapmıştır. Fakat, kaynakların geliştirilip araştırılması için gerekli fonların yetersizliği hatta yokluğu nedeniyle Azerbaycan yönetimi, projelerin gerçekleştirilmesi amacıyla Batılı yatırımcıları ülkeye çekmeyi kararlaştırmıştır. 1991 yılının sonlarına doğru, dönemin Ayaz Mütellibov başkanlığındaki yönetimi, enerji projelerini ihaleye açmıştır. BP, Statoil, AMOCO, Unocal ve diğer şirketler bu ihaleye katılmıştır.
Azerbaycan’da bağımsızlık hareketinin lideri Ebülfeyz Elçibey’in iktidara gelişiyle birlikte Batılı petrol şirketleriyle görüşmeler yeniden hız kazanmıştır. Elçibey, ülke bağımsızlığının korunabilmesi için ekonomik bağımsızlık kazanılmasının en önemli şart olduğunu düşünmekteydi. Bu düşüncenin somut yansıması olarak, Eylül 1992’de Azerineft ve Azneftkimya adlı iki devlet şirketi birleştirilerek, Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi (State Oil Company Azerbaijan Republic - SOCAR) kurulmuştur. Kuruluşundan günümüze kadar SOCAR, karada, kıyıda ve denizde petrol arama ve üretim ile ilgili tüm faaliyetlerden tek başına sorumlu devlet kuruluşu olarak faaliyet göstermiş ve ülkenin siyasi yapısının şekil alışındada da her zaman çok belirleyici bir konuma sahip olmuştur.
Elçibey, iktidarı döneminde birbiri ardına çeşitli Batılı petrol şirketleriyle Azeri, Çırag, Şahdağ, ve Güneşli yataklarında petrol araştırmalarının yürütülmesi ve üretilmesi konusunda ön anlaşmalar imzalanmıştır. Ayrıca, SOCAR’ın, Amerikan Pennzoil Exploration and Production Company, Pennzoil Caspian Corpaoration ve İskoç Ramco Energy şirketleri ile yaptığı görüşmeler sonucunda, 1 Ekim 1992’de Güneşli ve Neft Daşları yataklarında doğal gaz üretilmesi konusunda da bir anlaşma imzalanmıştır. Bu gelişmeler sonucunda, 2 Kasım 1992’de, Elçibey yönetimi ile BP liderliğindeki Azerbaycan Uluslararası Operasyon Şirketi (Azerbaijan International Operating Company – AIOC ) arasında, petrol alanlarının geliştirilmesi amacıyla, SOCAR’ın % 30’luk payla yer aldığı bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşmada diğer yabancı petrol şirketleri ile beraber Türkiye’nin TPAO şirketi de konsorsiyum üyesi olarak Azerbaycan petrolünden pay alma konusunda SOCAR’la resmi anlaşma imzalamıştır. Anlaşmalar gereğince görüşmelerin Haziran 1993’de Londra’da devam etmesi kararlaştırılmıştır.
Olayların gelişimi, Azerbaycan’ın yakın komşuları İran ve Rusya tarafından da çok yakından takip edilmekteydi. 1991’den bu yana devam eden görüşmelere İran ve Rus ulusal petrol şirketleri de katılmak arzusundaydılar. Bu iki devletin petrol şirketlerinden temsilciler defalarca mevcut konsorsiyuma katılmak istediklerini ifade etmişlerse de, Elçibey yönetimi her defasında bu tip önerileri geri çevirmiştir.
Konsorsiyuma Rusy çıkarlarını temsil eden LUKoil petrol şirketinin alınmaması da, Rusya’nın Azerbaycan’a uyguladığı baskının giderek artmasına neden olmuştur. Nitekim, Rusya’nın askeri ve İran’ın ekonomik yardımıyla Ermenistan’ın art arda Azerbaycan topraklarını işgal etmesi, bu arada Albay Suret Hüseynov liderliğinde yönetime karşı darbe girişiminin başlaması, Elçibey yönetimini çok zor durumda bırakmıştır.
Olayların daha da tehlikeli boyutlara ulaşmaması için Devlet Başkanı Ebülfeyz Elçibey görevinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu arada Nahçıvan Yüksek Meclisi’nin Başkanı Haydar Aliyev Bakü’ye davet edilmiş; önce Milli Meclis Başkanı ve daha sonra ise Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Başkanı seçilmiştir.
Uzun yılların siyasi tecrübesine sahip olan Haydar Aliyev, petrolün Azerbaycan’ın ekonomik ve siyasi hayatında büyük önem taşıdığını ve ülkenin uluslararası ilişkilerinde petrol faktörünün dikkate alınması gerektiğini çok iyi bilmekteydi…
Devam edecek…
http://www.1news.com.tr/yazarlar/20110715084935701.html |









