Selim Savaş GENÇ tarafından yazıldı.    Cuma, 30 Eylül 2011 17:28    PDF Yazdır e-Posta
Abdullah Gül’den Almanya’da güç gösterisi

b_200_200_16777215_0___tr-images_abdgl.jpg

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Almanya ziyareti, oldukça enteresan bir zaman diliminde gerçekleşti. Bir tarafta ‘Arap uyanışı’nın yaşandığı coğrafyada büyüyen bir ekonomik ve siyasal güç olarak boy gösteren Türkiye, diğer tarafta ise başta Yunanistan olmak üzere bir bir iflasın eşiğine gelen avro ülkelerinin kurtarılma planlarının yapıldığı eski kıta tablosu

Yunanistan’ı avro bölgesinden atıp Türkiye’nin zenginliğine ortak olalım tekliflerinin havada uçuştuğu bir dönemde gerçekleştirilen gezide Gül, kendinden oldukça emin ve güçlü bir lider portresi sergiledi. Bomba ihbarına pabuç bırakmayan Abdullah Gül, konuşmasında iki farklı adrese gönderme yaptı: Tehdit eden terör örgütü ve geçmişte bu örgütü yasaklamakta çekince göstererek Ankara’yı kızdırmış olan Alman güvenlik güçleri..

Spor müsabakalarında hedefe kilitlenmiş takım ya da sporcunun bazen sadece rakibini değil, hakemi de yenmesi gerekir. Türkiye, son yıllarda küresel politikaların geleceğinde var olacağını Avrupalı ülkelere anlatmaya çalışsa da ön yargılı müttefikleri Ankara’ya inanmadı. Buna en çok ihtimal veren lider eski Alman Şansölyesi Gerhard Schröder’di; lakin o da bu inancının bedelini belki de koltuğunu kaybederek ödedi. Artık Türkiye’ye kimse ‘hasta adam’ gözü ile bakmıyor. Bırakın hasta adam yakıştırmasını, Ankara’yı başarılı hamleleri ve yakaladığı ekonomik büyüme nedeni ile AB ekonomilerine itici güç olarak görenlerin sayısı hiç de az değil.

Alman Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Hıristiyan Demokrat kökenli bir siyasi olmakla birlikte, eski partisinin genel başkanı Angela Merkel’e göre daha ılımlı, makul ve Türkiye’yi anlamaya çalışan bir lider. Gerek ülkesi içinde yaşayan Müslümanlara karşı aldığı pozitif ve sahiplenici tutum, gerekse Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine olan inancı Wulff’u göçmenlerin gözünde olduğu kadar Türk siyasilerin nezdinde de saygın ve değerli kılıyor. Daha önce “İslam, Almanya’nın bir parçasıdır.” çıkışında bulunarak medya ve siyasilerin tepkilerini üzerine çeken Christian Wulff, “Görüşmelerin ucu açık olsa da Türkiye’nin nihai hedefi tam üyeliktir.” açıklamasıyla olumlu tavrını devam ettirdi.

İmtiyazsız liderlerin‚ imtiyazlı ortalık’ teklifi

Dışarıdan bakan gözlemci olarak birtakım Alman siyasilerin hâlihazırdaki aşırı agresif Türkiye duruşlarını anlamakta güçlük çektiğimi ifade etmek isterim. Yaşlanan nüfusu, bir bir iflas eden ekonomileri, siyasi birliğin sağlanamadığı ve anayasanın bile başarılı bir şekilde ikame edilemediği AB’yi, birikmiş Türkiye kini nedeniyle, ağırdan ve pahalıya satma çabaları, üzerinde düşünmemiz gereken bir tercih

Türkiye, ‘imtiyazlı ortaklık’ teklifinde ısrar eden ve iktidarda sadece sayılı günleri kalan Angela Merkel’e‚ “Cesaretiniz varsa, şu ne olduğunu henüz sizlerin bile bilmediğiniz imtiyazlı ortalık teklifinizi getirin, Brüksel’de tartışalım. Zenginleşen ve büyüyen Türkiye’yi fakirleşen ve iflas eden ortaklarınızla dışlamaya hâlâ niyetiniz varsa, bu ihtimali masaya yatıralım” çıkışında bulunabilir.

Türkiye’nin Avrupalılaşma sürecine ve AB projesine inanan ve bu ülkedeki ekonomik sıçramanın 2004’te tam üyelik müzakerelerinin başlaması ile ivme kazandığını gören bir gözlemci olarak bu hamlenin yapılmasını önemsiyorum. Türkiye’den vazgeçme şansı olmayan Avrupalı muhafazakârların bu gerçekle kendilerinin de yüzleşmesi gerekiyor.

Türkiye’de vuku bulan kutuplaşmanın AB değerleri üzerinden rahatlıkla çözülebileceğine inanmakla birlikte, Ankara’nın ‘imtiyazlı ortaklık’ teklifi ile daha fazla aşağılanmaması gerekiyor. Birlik içinde popülist politikalarla uluslararası sistemin en başarılı projesini ayaklar altına alan vizyon fakiri liderler, iç politik kaygılarla öne sürdükleri ‘imtiyazlı ortaklık’ teklifi ile vakit kaybetmek yerine “Biz dünyanın önemli barış projelerinden biri olan AB’yi nasıl bu hale getirdik?” sorusu üzerinde düşünmeliler. Netice itibari ile Türkiye müzakereleri tamamlayıp fasılları tek tek başarı ile kapatsa bile birliğe üye olup olamayacağına dair kararı referandumlarda Avrupalı seçmenler verecek. Hâlihazırda Türkiye’nin üyeliği reddetmek için böyle güçlü bir enstrüman ortada dururken sabah akşam Türkiye karşıtı söylemlerle siyaset yapıp seçim stratejilerini bu negatif söylem üzerine oturtmak ucuz ve vizyonsuz bir tercih.

Almanca konusu olmazsa olmazlardandır

Göçmenlerin Almanca öğrenmesi meselesi Türkiye’den Almanya’ya giden her üst düzey yetkilinin mutlaka bahsetmesi gereken ‘kutsal konulardan’. Bu tavsiyeyi göçmen Türklere ilk defa açık yüreklilikle Berlin’de yıllar önce yapan Başbakan Erdoğan’ın, sonraki ziyaretlerinde “Önce ana diliniz Türkçeyi çok iyi öğrenin, daha sonra da kariyeriniz için çok iyi Almanca öğrenin.” tavsiyesi, Alman basınının ağzında haftalarca sakız olmuştu. En nihayetinde tartışmaları neticelendirmek için önde gelen Alman pedagoglar “Bir insan, ana dilini çok iyi öğrenmeden zaten ikinci bir dili doğru dürüst öğrenemez.” ifadelerini kullanınca ülkede nabız kısmen düşmüştü. Alman topraklarında Türk milliyetçiliği yapmakla suçlanan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyareti esnasında da eleştiri oklarından kurtulamadı. Alman basını, “Önce Almanca öğrenin, sonra da ana dilinizi sakın unutmayın.” ifadelerini kullanan Gül ile Erdoğan farklı öncelikleri tercih etti ayrıntısını bile haber yaptı. Almanlar, sadece göçmenlerin ne kadar kötü Almanca konuştuklarını biliyor. Avrupalı Türklerin konuştukları yarım yamalak Türkçenin farkında olsalar emin olun lisan denizinde bu kadar büyük fırtınalar kopartmazlardı.

Güç bende artık...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün geçen hafta vuku bulan Almanya ziyareti, tam anlamı ile Türkiye adına bir özgüven gösterisine dönüştü. Alman liderlerle üst perdeden konuşması, Türkiye’nin yükselen bir değer olduğunu ustaca vurgulaması ve büyüyen ülkesinin AB’yi bir köşeye oturup beklemediğini anlatması bizler kadar Alman kamuoyunu da etkiledi. Alman Focus Dergisi’nin “Yunanistan’ı avrodan atalım, yerine Türkiye’yi alalım.” teklifi, Gül’ün Berlin’de ne kadar etkileyici bir tavır sergilediğini gösteren önemli bir haberdi. Türkiye’yi kısa zaman içinde İtalya ve Fransa gibi önemli AB ülkelerini geride bırakabilme potansiyeline sahip yükselen bir güç olarak nitelendirenler, AB içine dâhil edilmeyen Türkiye’nin ‘Arap uyanışı’ neticesinde baş edilmesi güç bir rakip olacağından korkuyor. Bu gerçekler karşısında ‘imtiyazlı ortaklık’ teklifinin arkasında durabilecek ve tarihe karşı büyük sorumluluklar üstlenebilecek tek ama tek bir AB lideri bile göremiyorum. Ankara, imtiyazlı ortaklık teklifinin arkasına saklananların üzerine hamle yaparak bu ‘vodvil’i (müzikal komedi) kendi senaryosu ile neticelendirmeli.

Şimdi değilse ne zaman?

http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/columnistDetail_getNewsById.action;jsessionid=05E373EC4D0FA728403C4FBE39D65A93?newsId=30576&columnistId=138

 

Our valuable member Selim Savaş GENÇ has been with us since Pazar, 17 Temmuz 2011.

Bu Yazarın Diğer Yazılarını Görmek İçin Tıklayın

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Azerbaycan'ın İlk Sosyal Ağ Sitesi Burak BİLİCİ | Bilgisayar Mühendisi Türkiye'nin en özgür analiz merkezi. Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.