Göktürk TÜYSÜZOĞLU tarafından yazıldı.    Cumartesi, 10 Aralık 2011 06:25    PDF Yazdır e-Posta
İspanya’da Sağın Zaferi

b_200_200_16777215_0___tr-images_36rvdx6rv3retc7dty.jpgAvrupa’nın güneybatısında İber Yarımadası’nda bulunan İspanya, bugünlerde yaşadığı büyük çaplı ekonomik kriz ile anılmaktadır. Franco diktatörlüğünün yıkılması ve demokrasiye geçiş sonrası ciddi bir ekonomik atılım içerisine giren ve AB’nin bugünkü üyelik yapısı göz önünde bulundurulduğunda, erken bir tarih olduğunu söyleyebileceğimiz 1986 yılında bu birliğe (o zamanki adıyla AT’ye) üye olan İspanya bugünlerde derin bir ekonomik krize saplanmış bulunmaktadır. Avro Bölgesi’nde yaşanan borç krizinin bir başka versiyonu olarak görülebilecek olan bu kriz İspanya genelinde o kadar etkili olmuştur ki, 2004’ten bu yana iktidarda bulunan sosyalist hükümet erken seçim düzenleyerek halkın tepkisini biraz olsun dindirmek zorunda kalmıştır.

Geçtiğimiz hafta düzenlenen seçimler ise ekonomik krizin halk nezdinde yarattığı tepki dalgasının nasıl bir dönüştürücü role bürünebileceğini bizlere kanıtlamıştır.
Avro Bölgesi’nde yaşanan borç krizinden çok kötü bir şekilde etkilenmiş olan İspanya’nın durumu İtalya ile benzeşirken Yunanistan’dan da farklılaşmaktadır. Zira İspanya, tıpkı İtalya gibi, ekonomisini çeşitlendirmeyi başarmış ve üretim düzeyi oldukça yüksek olan bir ülkedir. Ne var ki, son dönemde İspanyol Ekonomisi’ne hâkim olan durgunluk sonrasında ülke çapındaki işsizliğin %20’nin üzerine çıkması ve yaklaşık 5 milyon kişinin işsiz olduğunun açıklanması bu ülkenin büyük çaplı bir kriz yaşadığının en önemli işaretidir. Ekonomideki borç yükünün çok yüksek düzeylere varmış olması da krizi ağırlaştıran bir başka neden olarak görülebilir. 2004’ten bu yana iktidarda yer alan ve ülke içerisinde toplumsal barışın sağlanabilmesi ve özellikle ETA krizinin çözümü noktasında ciddi bir siyasal inisiyatif almış olan Jose Luis Rodriguez Zapatero liderliğindeki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE), ekonomik krizin ağırlaşması ve halkın tepkisinin artması üzerine Temmuz 2011’de erken genel seçimlerin düzenlenmesi kararını almıştı. Zapatero, erken genel seçimlerin sonucu ne olursa olsun yeniden aday olmayacağını da açıklamış olduğu için iktidarda yer alan Sosyalist İşçi Partisi seçimlere İçişleri eski bakanı Alfredo Perez Rubalcaba önderliğinde girmiştir. Buna karşılık ana muhalefet partisi konumundaki sağ görüşlü Halk Partisi (PP)’nin seçimlere Mariano Rajoy’un önderliğinde girdiğini görüyoruz.

Geçtiğimiz hafta düzenlenen erken genel seçimler sonucunda ana muhalefette yer alan Halk Partisi, %44,6’lık oy oranı ile İspanya demokrasi tarihindeki en yüksek oy oranına ulaşarak seçimlerden açık ara birinci parti olarak çıkmış ve tek başına iktidar olma şansına kavuşmuştur. Halk Partisi’nin aldığı oy oranı, İspanya sağının Franco döneminden bu yana ulaştığı en büyük başarıya işaret etmektedir. Buna göre Halk Partisi, 350 sandalyeli İspanyol Parlamentosu’nda 186 sandalye ile temsil edilme şansını yakalamıştır. Halk Partisi’nin elde ettiği başarı, 2000 seçimlerinde Jose Maria Aznar liderliğinde elde edilen zaferi de geride bırakmıştır. Zira o dönemde Halk Partisi’nin parlamentoda elde ettiği sandalye sayısı 183’te kalmıştı. Seçim sonucunda, iktidarda bulunan ve 2004’ten bu yana İspanya’yı yöneten Sosyalist İşçi Partisi’nin ağır bir hezimete uğradığını ve %28,7’lik oy oranı ile parlamentoya ancak 110 temsilci gönderme hakkı kazanabildiğini görüyoruz. Bu sonuç, aynı partinin İspanyol demokrasi tarihindeki en ağır yenilgisine de işaret etmektedir. Halk Partisi ile arasında tam 4 milyon oyluk bir fark bulunan Sosyalist İşçi Partisi’nde bu seçimler sonrası ciddi bir dönüşümün yaşanması muhtemeldir. Seçim sonuçları, daha çok yaşanan ekonomik krize ve yüksek oranlara ulaşan işsizliğe bağlansa da, Zapatero’nun yerine seçimlere katılan Rubalcaba’nın halka hitap etmeyi başaramaması ve parti teşkilatı üzerinde yeterli etkinliği kuramamış olması da İspanya basınında eleştiri konusu olmuştur. Yine de sosyalistlerin yaşadığı dramın asıl sorumlusunun Avro Bölgesi’nde yaşanan krizin İspanya’ya olan yansıması olduğu ortadadır. Nitekim sosyalistlerin iktidarda bulunduğu dönem içerisinde İspanya’da toplumsal barışın sağlanması noktasında ciddi reformların yapıldığı ve özellikle Bask ve Katalunya meseleleri bağlamında halkın istemlerini dikkate alan siyasal ve toplumsal değişimlerin yaşandığı da ortadadır. İspanya’nın tamamında etkili olan ekonomik kriz ve geniş çaplı işsizliğe rağmen ETA terörü ve Katalan ayrılıkçılığının yeterince etkili olamaması ve geniş çaplı bir tabana kavuşamaması, Zapatero hükümetinin attığı siyasal/toplumsal reform adımlarının sonucunda ortaya çıkmıştır.

35,7 milyon seçmenin oy kullanma hakkına sahip olduğu ve %71,78’lik katılım oranı ile 2008 yılında düzenlenen ve katılım oranının %73,85 olarak açıklandığı seçimlerin gerisinde kalan erken genel seçim kapsamında 12 siyasi grup İspanyol Parlamentosu’nda temsil edilme fırsatı yakalamıştır. Bu seçimler bağlamında ETA bağlantılı herhangi bir terör olayının yaşanmamış olması ise, hükümetin attığı reform adımlarına ve toplumsal tabanını kaybetme aşamasına gelen bu örgütün silah bırakma kararı almasına bağlanabilir. Erken genel seçimlerde katılım oranının nispeten düşük kalması, halkın bir bölümünün ekonomik krize çözüm bulunabilmesi konusunda siyasete olan güvenini yitirmiş olmasına ve Mayıs ayından bu yana halka seçimlere katılmama çağrısı yapan “Öfkeliler Hareketinin” etkinliğine bağlanabilir. Nitekim bu hareketin özellikle genç nüfus bağlamında ciddi bir etkinliğinin olduğu söylenebilir. İspanya Seçimleri’nin ortaya çıkardığı bir diğer gelişme, özerk yönetim tabanlı olarak ortaya çıkmış bölge partilerinin oy oranlarını arttırmaları ve meclise daha fazla sayıda temsilci göndermeleri olmuştur. ETA’nın silah bırakması sonrası kurulan ve ilk kez genel seçimlere katılan, Bask Bölgesi’ndeki sol görüşlü ve ayrılıkçı siyasi hareketlerin koalisyonu olarak görebileceğimiz AMAIUR’un 18 milletvekilinin çıktığı bu bölgeden İspanyol Parlamentosu’na 7 milletvekili gönderecek olması da önemli bir siyasal başarı olarak görülebilir. Bu sonuç, Bask Bölgesi’nin ETA’nın gölgesinden kurtulduğunu göstermektedir. Yine Valencia, Asturias ve Navarra bölgelerinde bulunan koalisyonların ilk kez meclise girme hakkı kazanmaları da meclisin toplumsal meşruiyeti açısından çok önemli bir gelişme olarak görülebilir. Komünist görüşlü bir siyasal parti olarak bilinen ve 2008 seçimlerinde 2 milletvekilliği elde ederek ciddi bir hayal kırıklığı yaşayan Birleşik Sol ise bu seçimlerde yeniden ayağa kalkmış ve 11 temsilcisini meclise göndermeye hak kazanmıştır. Bu partiler dışında Katalunya Bölgesi’nde bulunan Yönelim ve Birlik Koalisyonu (CIU) 16, Bask Milliyetçi Partisi (PNV) 5, sol eğilimli Demokrasi ve İlerici Birlik Koalisyonu 5, Kanarya Adaları’nda faaliyet gösteren Kanarya Birliği (CC) 2, Katalunya’da siyasal faaliyetlerini sürdüren ve ayrılıkçı görüşlere sahip Katalunya Cumhuriyetçi Solu (ERC) 3, Galicia Bölgesi’nde kurulu bulunan Galicia Milliyetçi Bloğu (BNG) 2, Asturias Vatandaş Forumu (FAC) 1, Valencia Koalisyonu 1 ve Navarra Bölgesi’ndeki siyasal partilerin koalisyonu da 1 sandalye kazanmışlardır.

Genel seçimler sonucunda 50 ilin 43’ünde seçimleri birinci parti olarak bitiren Halk Partisi iktidarı elde etmiştir. Ne var ki, bu partinin önünde çok zorlu bir süreç bulunmaktadır. Zira Avro Bölgesi’ndeki kriz ekseninde Yunanistan, İtalya, Portekiz ve İrlanda’yı sarsan ekonomik problemlerin İspanya’yı da iflasın eşiğine sürüklemesi an meselesidir. Üstelik toplum içerisindeki huzursuzluğu zirve noktasına vardıracak işsizlik oranı da İspanya’nın toplumsal barışını ve refahını tehdit etmektedir. Seçim sonrası Rajoy’u tebrik eden ilk isimlerin Angela Merkel, Nicolas Sarkozy ve David Cameron olması, AB’nin geleceğini tehdit eden ekonomik krizle mücadele halinde olan Almanya, Fransa ve İngiltere’nin İspanya’nın öneminin farkında olduklarını göstermektedir. Nitekim önümüzdeki ay başbakanlık koltuğunu devralacak olan Mariano Rajoy da ellerinde sihirli bir değneğin olmadığını ancak AB ülkeleriyle birlikte hareket ederek krizi aşmaya çalışacaklarını belirtmiştir. Bu noktada İspanya’nın elinde bulunduracağı en önemli avantaj, toplumsal meşruiyeti tartışılmayacak bir hükümete sahip olması ve bu hükümetin istikrarı gözetecek ve çabuk karar alıp uygulayabilecek bir tek parti hükümeti olmasıdır.

Göktürk Tüysüzoğlu, Giresun Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Araştırma Görevlisi

 

http://www.usakgundem.com/yorum/436/%C4%B0spanya%E2%80%99da-sa%C4%9F%C4%B1n-zaferi-.html

 

Our valuable member Göktürk TÜYSÜZOĞLU has been with us since Pazartesi, 03 Ekim 2011.

Bu Yazarın Diğer Yazılarını Görmek İçin Tıklayın

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Azerbaycan'ın İlk Sosyal Ağ Sitesi Burak BİLİCİ | Bilgisayar Mühendisi Türkiye'nin en özgür analiz merkezi. Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here Your ad here

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.